Herkese Merhaba,
Birkaç gündür yazamadım, kusura bakmayın ama işler öylesine yoğundu ki nefes alamadım desem yeridir herhalde. Ülkece zor zamanlardan geçiyoruz ama ben yazmak zorunda olduğumu düşünüyorum, çünkü bildiklerimi söylemek benim sorumluluğum. O yüzden ne olursa olsun, ne yaşarsam yaşayım bloğuma yazmaya devam edeceğim. Biz en iyisi bugün ki konumuza dönelim, değil mi? Kurtarılması gereken hayatlar, yaşanması gereken güzel zamanlarımız var...
Toplumları oluşturan insanlardır ve bir toplumun yapısını görebilmek için ebeveynlerin çocuklarına nasıl davrandığını yakın mercek altına almak gerekir diye düşünüyorum. O yüzdendir ki gelişmiş toplumlar da ebeveynler çocuklarına bizden çok daha farklı davranıyor, yetiştiriyor. İlk önce onların kendilerinden bağımsız bir birey olduğunu idrak edip çocuklarına da bunu aşılıyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki ,'' sen anne değilsin, bu konuda konuşmak için ehliyetin yok''. Evet, anne değilim ama çocuk psikolojisi üzerinde çok fazla kitap ve araştırmalar okudum. Daha orta ikinci sınıftayken bile.. Gariptir, o zamanlar neden okuyordum. Şimdi düşünüyorum da, galiba okumayı, yeni şeyler öğrenmeyi, her konuda bilgi sahibi olmayı seviyordum. Hala da öyle ya...
Neyse konumuza geri dönelim. Her anne, baba tabii ki çocuklarını çok sever. Onlar için en doğrusunu istediğini sanır. Peki ya gerçekten en doğrusunu bilebilir mi? Ne kadar da çocuğu dünyaya getiren anne, babaysa sahibi onlar değildir. Bunu öncelikle kavramak gerektiğini düşünüyorum. Halil Cibran'ın ''Ermiş'' kitabında der ki (ki en sevdiğim kitaptır, başucumda durur her daim) : ''Çocuklar sizin aracılığınızla gelir, ama sizden gelmezler ve sizinle birlikte olsalar da, size ait değildirler. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil. Bedenlerini evde tutabilirsin ama ruhlarını asla'' .. Evet çok doğru söylüyor Halil Cibran kitabında..
Maalesef ebeveynler çocuklarını kendileri gibi olsun isterler. Onların doğrusuyla hareket etsin, konuşsun, eğitim alsın vs.. Ama bu mümkün değildir. Toplumsal yapıdan dolayı mı yoksa özenmeden midir bilemiyorum, ebeveynler çocuklarını tabiri caizse ''yarış atına'' döndürüyor. O kadar çok duyuyorum ki ''şu okula gitsin, şu eğitimi alsın, piyano dersi de alsın, Almanca da öğrensin, yüzme de öğrensin, şu meslek sahibi olsun vs.." Sonrasında da'' biz her şeyi yapıyoruz, ama mutlu değil çocuğum'' diyorlar..'' Olmasını beklemeyin zaten, istemediği bir şeyi yaptırılan, ''hava atmak'' için birçok kursa gönderilen ve okul başarısını en önde tutulduğunu ama kendisine sırf ''kendisi'' olduğu için değer verilmediğini düşünen bir çocuktan tabii ki mutlu olmasını beklemeyin. Bu söylediğimi herkes için söylemiyorum, hava atmak için bunları yapmayan çok ebeveyn var tabii ki, ama çocuğun ne istediğini sormayan ebeveyn iyi niyetle de olsa yanlış davranıyordur. Sonrasında o çocuklar büyüyüp evlat yetiştiriyor ve al sana kısır döngü, sonrasında bizim toplum neden böyle deniyor.. Demeyin siz yetiştiriyorsunuz, uzaydan bu insanlar düşmüyor ya.
Bırakın, istediği eğitimi alsın, istediği kursa gitsin. Ne olmak istiyorsa onu olsun, ama deyin ki rahmetli Yusuf dedemin erkek çocuklarına dediği gibi : ''Çöp bile olmak istiyorsanız olun, ama ''en iyi '' çöp olmak için uğraşın.'' Ki benim dedem üniversite mezunu biri de değildi, bunun okumakla oluştuğunu da düşünmüyorum. Bunu aşılayın çocuklarınıza, yaptığı şeyin hakkını vererek yapmasını, mutlu, vicdanlı, çalışkan, zorluklar karşısında dimdik ayakta durabilen, sorgulayan bir insan olması için uğraşın.. Çünkü zaten karakteri doğru temellere oturmuş biri yaşadığı yüzyıla da ayak uydurabilecek biri olur kanımca.
Bu konuda kesinlikle Özgür Bolat'ı araştırmanızı, seminerlerine katılmanızı tavsiye edeceğim. Kendisi dünyanın en iyi okullarında okuyup ta mutlu olmadığını anlamış psikolog, danışman ve bir üniversite de öğretim görevlisi olarak çalışan kıymetli biri.
Bir durum daha var ki, hangisi daha fena bilemiyorum: Tüm maddi imkanlarını önüne seren ebeveynler.. Beni yanlış anlamanızı istemem, kimseyi de yargılamıyorum aslında, sadece düşüncelerimi özgürce söylüyorum, ki bu da benim en doğal hakkım, tabii ki ben de anne olduğumda iyi şartlar da evladımın yaşamasını isterim. Ama hayır demesini de bilirim. Tüm maddi imkanlarımı önüne sererek ''hayatın her zaman onlara istediği her şeyi vereceğini'' düşündürtmem. Çünkü hayat acımasızdır, her zaman her istediğimizi vermez.
Bence iyi bir ebeveyn çocuklarına her şeyi veren değil, hayata hazırlayan ebeveyndir.. Pamuklara saran değildir.. Çünkü siz her zaman olamayacaksınız ve hayat pamuklara sarmaz, korumaz.. Bırakın, korumayın her düştüğünde, kendisi kalkmasını öğrensin ve sorumluluk verin ki büyüsün. Bence sorumluluk verilmemiş bir çocuk ne kadar büyüse de hiçbir zaman tam anlamıyla büyümez, olgunlaşmaz..
Ben çok şükür şanslıydım, annem beni hiçbir zaman şımartarak büyütmedi, babamdan uzakta büyüdüm diye her istediğimi yapmadı, her zaman pamuklara sarmadı. Mesela annem bu hayatta bana en ağır eleştirilerde bulunan tek insandır(bunu okuduğunda bana ne diyecek merak etmiyor değilim, kızmaz ama, güler ve haklısın der, rahattır benim annem :) ) Doğru mu yaptı? Hayır, onun yaptığı da doğru değil tabii ki. Bence bir çocuğa hatalarını söylemek ne kadar doğru bir davranış ise övünülecek davranışları da söylemek gerekiyor. Ama her zaman pohpohlayan, sürekli şımartan, sen mükemmelsin diyen annem olmasını da istemezdim açıkçası. Bir an düşündüm de, ne sıkıcı, insanım yahu, hiç mi hatam yok, söylesene bir başkası yüzüme vurmadan önce, bileyim bende değil mi? :) Çok şükür bu şekilde yetiştirmiş benim canım annem :)
Diyeceğim odur ki; kendi egolarınızı, yapamadıklarınızı çocuklarınızın üstünde denemeyin.. Onları sizi toplum da var edebilecek bir araç görmeyin. Siz sadece kendi başınıza var olun, evlatlarınızla değil.. Ve bırakın o da kendi hayat yolunu kendisi arayarak bulsun. Önceliğiniz mutlu olması olsun.
Huzurla, sevgiyle kalın..
Güzel akıcı bir yazı, sıkılmadan okudum. Konu herzaman için güncel. Verdiğin tavsiye ve örnekleri beğendim. Ana fikri verdiğin için fazla açıklama yapmaya ve örnek vermeye gerek kalmamış. Başarılar diliyorum, tebrik ediyorum.
YanıtlaSilGüzel akıcı bir yazı, sıkılmadan okudum. Konu herzaman için güncel. Verdiğin tavsiye ve örnekleri beğendim. Ana fikri verdiğin için fazla açıklama yapmaya ve örnek vermeye gerek kalmamış. Başarılar diliyorum, tebrik ediyorum.
YanıtlaSilMerhaba,öncelikle çok teşekkür ederim olumlu yorumunuz için.Elimden geldiğince,dilim döndüğünce bildiklerimi,düşündüklerimi aktarmak hedefindeyim.Birilerinin kalbine dokunuyorsam ne mutlu bana..
YanıtlaSil