22 Ağustos 2016 Pazartesi

''Kadın Olmak''

Herkese Merhaba,

Maalesef bugün sizlere sevinç içinde yazamayacağım, eğer yazılarıma bu yansır ise kusuruma bakmayın diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Ülkece kötü olaylar zincirinden geçtiğimiz için keyfim de kalmadı doğal olarak.

Ben bugün kadın olmaktan bahsedeceğim sizlere.. Evet kadınların bildiği ama erkeklerin bilmediği bir dünyadan bahsetmek istiyorum. Sahi kadın olmak nedir? Aslında kadın olmak çok güzeldir. Kendimi erkek bedeninde düşünemiyorum, kesin ''kadın olmak istiyorum'' derdim :)))

Bir kere güzellik, estetik kavramları kadına yakışır. Makyaj yapabilirsin istediğin kadar, süslenebilirsin gönlünce. Kimse de çıkıp süslendiğin için tuhaf bakmaz, kadın süslenebilir doğasında vardır onun. Renkli giyinebilirsin gönlünce.. Bir erkeğin sevdiği olabilirsin, hayatının aşkı.. Herkesin yanında höt höt eden adam senin yanında en yumuşak insan olabilir, bu senin elindedir. En güzeli çocuk doğurabilirsin.. Bir canlıya kan, can verebilirsin.. ''Cennet annelerin ayakları altındadır'' sözüne mazhar olabilirsin, gururlanırsın kadın olduğun için, anne olabilme ihtimalin olduğu için.. Dünyayı değiştirebilecek bir insanı sen doğurup, yetiştirebilirsin. Bundan daha güzel bir şey var mı? Sonsuzluğa ulaşmanın en güzel yolu.. Bir kere pratik zekalısındır kadınsan, birçok işi aynı anda yapabilir, düşünebilirsin. Bir şeyleri koordine edebilmek senin uzmanlık alanındır, bir evi yuva haline getirensindir. Mesela yaptığın yemeği birilerine, hele de sevdiklerine yedirmek, onların karnını doyurmanın güzelliği çok az şey de vardır..

Peki bu ülkede kadın olmanın en eğlenceli, en güzel yanlarını kadınlar yaşayabiliyor mu? Hayır,neden peki? Cahil insanlar yani toplumun geneli yüzünden..

Kadın olmak çok kolaydır aslında, çok ta güzeldir ama bu ülkede kadın olmak çok çok zordur. İstediğin gibi giyinemezsin bir kere, istediğin gibi süslenemezsin. El alemin manyağı sana kafayı takar da sonun Özgecan Aslan, Hande Kader ve diğerleri gibi olmasın diye, korkarsın kadın olmanın güzelliğini yaşamaktan..

Kadın olmak çok güzeldir aslında, ama bu topraklarda kadının yine en büyük düşmanı kadındır. Bence kendisinin yapmak isteyip te yapamadığı şeyleri sen kolayca yapınca içindeki hınçla, fesatlıkla sana saldırır.. İnsan psikolojisidir bu. Hele de güzelsen tamam artık iftiraların odak noktası haline gelirsin tabiri caizse ''kaşar'' kelimesini rahatlıkla senin için kullanırlar, seni tanımadan. Allah'ın verdiği güzellik nimeti onların seni bir kere de karalamaya yeter. Hele de çalışıyorsan başarılı bir iş kadını isen kendi emeğinle o mevkide olduğuna inanmazlar. İlla bir kulp ararlar. Sadece kadınlar mı? Eşi daha başarılı olmasını sindiremeyen ve her seferinde eleştirerek kendi egosunu tatmin eden erkekler yok mu, çok fazla.

Eşinin başarısıyla övünemeyen kompleksli erkek maalesef bu topraklarda çok var. Neden peki? Bir erkek sevip evlendiği kadının başarısını neden sindiremez? Olaya başka bir açıdan bakalım, ne dersiniz? Yıllar öncesine gidelim. Annesi kız evlat doğurduğu için eşini aşağılayan ama artık dünyaya gelmiş, yıllarca baba evinde rahat nefes alamayan, değer görülmeyen, sevgisizlik çukurunun en dibine düşmüş, sadece köle gibi kullanılan kızdan bahsedelim. Erkek kardeşleriyle hep bir cinsiyet ayrımcılığın odak noktası haline gelir :''namusuma laf getirme'' sözünü hep duyar ama erkek kardeşleri için ''çapkınlık yapacak tabi aslan oğlum'' denir, övünç kaynağı hep erkek kardeşleri olur, hem de onun gözleri önünde, o ne yaparsa yapsın, övmeyi bırak görmezler hatta ket vururlar. Önünde iki yol vardır, biraz şanslıysa okur ama genelde o şans çok uzaktır ona ve okutmazlar. O zaman tek yol kalır, tabiri caizse koca evidir. Sanar ki koca evinde rahat edeceğim, ayrımcılık bitecek, değer göreceğim, babamdan görmediğim sevgiyi yine başka bir erkek bana sunacak koşulsuz.. Ama öyle de olmaz tabii.. Eşinin yaptığı her kötü şeyi susarak ; göremediği sevginin, ilginin açlığıyla içinde biriktirip çoğalttığı kırgınlıklarla, kızgınlıklarla, isyanlarıyla çocuklarını yetiştiren kadın kendinden daha sağlam ayakları yere basan, sevilen, değer gören kadınlara öfkelenir, aslında öfkesi öteki kadınlara değil, bir bakıma kendinedir belki de onu böyle değersizleştiren babasına, eşine veya toplumadır ve kadınlara değer verilmemesini oğluna öğretir.. Ne acı değil mi? Tabii sevgiyi bilmeyen bir insan sevgiyi nasıl öğretsin. Aslında sağlıklı, okumuş ve çağdaş bir birey olsa ''başka kadınlar benim yaşadıklarımı yaşamasın'' diyerek oğluna kadınlara değer ve sevgi verilmesi gerektiği, kız kardeşi için yasakların onun için de geçerli olduğunu, kız kardeşinin nasıl namusu varsa onunda bir  namusu olduğunu, koruması gerektiğini ve çapkınlığın güzel bir şey olmadığını öğretir.

Bu topraklarda tecavüz edilip korkudan susan, sevdiği adam bile ondan uzaklaşır korkusuyla ona bile acılarını, korkularını anlatamayan ve sırf  rezillik olmasın diye evlenen kızlar, kızlarımız var. Onların iyileşmesi belki çok zaman alır, belki ömürleri gidecek.. Eğer bilinçli, okuyan, sevilen kişilerse iyileşecekler, evet yara alacaklar, en güzel yılları gidecek ama geçmişin karanlığından çıkıp geleceğin aydınlık günlerine hazırlanacaklar, anlarını yaşayarak..

Demek ki başımıza ne geliyorsa sevgisizlikten, ilgisizlikten ve okumamaktan geliyormuş.

Kadın olduğum için çok gururluyum, şanslı olduğumu düşünüyorum.. Ama bu topraklar da kadın olduğum için şanssız olduğumu da düşünüyorum...Ve kadın cinayetlerine susan kadınlar oldukça kadın olduğum için utanacağım...

Sevgiyle, huzurla kalın..

Hamiş: Bu yazımı tüm töre cinayetlerine kurban giden,tecavüze uğrayıp öldürülen,baba ve eş dayağı yiyip mağdur olan, her şekilde susturulan kadınlarımıza ithaf ediyorum.


2 yorum:

  1. Fırsat buldukça yazılarını okuyacağım. Özgüven ile duygularını düşüncelerini açık bir dille ifade ettiğini görüyorum. Bu yazında sitem, kızgınlık ve birazda isyan var. Yaşananlar seni haklı çıkarıyor olsada bahsettiğin konu sadece Türkiyede değil tüm dünya da malesef yaşanıyor. Bunun sebebini sana çok tuhaf bir örnekle anlatayım. Çamaşır makinesini bulaşık makinesi olarak kullanabilirmisin, tabiki hayır. Çünkü herşeyin bir yapılış amacı ve kullanım şekli kılavuzu var. Bunun dışında kullanamazsın,kullanmaya kalkarsan amaca hizmet etmez ve sorunlar çıkar. Yani insanları yaratan insanları yaratırken bir amaç ve maksat için yaratmıştır. İnsanların insan gibi yaşaması için kılavuz ve rehber göndermiştir. Buna uyulmadığı için dünya insanları sorun ve sıkıntılarla boğuşmaktadır.Tüm insanlar Allâh a kur an a ve peygambere inanarak yaradılış sebebine uygun yaşasalar kurt ile kuzu bir arada yaşamazmı, istediğimiz düzen ve tüm haklar islamda var. İslam kadına değer vermiştir, saygın konuma getirmiştir. Senin de yazdığın gibi cennet annelerin ayakları altındadır. Saygılarımla Şahin KILIÇ

    YanıtlaSil
  2. Fırsat buldukça yazılarını okuyacağım. Özgüven ile duygularını düşüncelerini açık bir dille ifade ettiğini görüyorum. Bu yazında sitem, kızgınlık ve birazda isyan var. Yaşananlar seni haklı çıkarıyor olsada bahsettiğin konu sadece Türkiyede değil tüm dünya da malesef yaşanıyor. Bunun sebebini sana çok tuhaf bir örnekle anlatayım. Çamaşır makinesini bulaşık makinesi olarak kullanabilirmisin, tabiki hayır. Çünkü herşeyin bir yapılış amacı ve kullanım şekli kılavuzu var. Bunun dışında kullanamazsın,kullanmaya kalkarsan amaca hizmet etmez ve sorunlar çıkar. Yani insanları yaratan insanları yaratırken bir amaç ve maksat için yaratmıştır. İnsanların insan gibi yaşaması için kılavuz ve rehber göndermiştir. Buna uyulmadığı için dünya insanları sorun ve sıkıntılarla boğuşmaktadır.Tüm insanlar Allâh a kur an a ve peygambere inanarak yaradılış sebebine uygun yaşasalar kurt ile kuzu bir arada yaşamazmı, istediğimiz düzen ve tüm haklar islamda var. İslam kadına değer vermiştir, saygın konuma getirmiştir. Senin de yazdığın gibi cennet annelerin ayakları altındadır. Saygılarımla Şahin KILIÇ

    YanıtlaSil