30 Eylül 2016 Cuma

Geçmişten Gelen Anılar..

Herkese Merhaba,

Geçmişte Gelen Anılar
Bir bakarsın arkana, geride bıraktıklarına
O yıllar çok geride kalır
Beni  göğe kaldır, yıldız avucumun içinde
O yıllar nerde kaldı
Bilemezsin ki neler değişeceğini
Arkada bıraktıkların çok geride kalmışsa
Ya çok farklıysa
Benim elim değiyor geçmişe
Çekip alıyorum geçmişin karelerinden
Kalbime giriyor, çıkmıyor görüntüler
Geçmiş; yıldızlar kadar yakın, hemde ulaşamıcağın kadar uzak
Geçmişten gelen görüntüyü alıyorum, kalbimin üzerine koyuyorum
Geçmişe taşı beni ,yıldızlara
Fotoğraflar alır seni götürür uzaklara
Derinlere ,istediklere yere
Geçmişin anahtarı kalbimde
Onu taşıyorum ,sebebi olmadan
Geçmişin anahtarı kalbimde

                           Gülyasemen Kılıç-24 Nisan 2006 

Sevgiyle,huzurla kalın...

29 Eylül 2016 Perşembe

AYAK İZLERİ


Herkese Merhaba,
Bu şiiri yazarken bu güzel şarkı ilham olmuştu bana o yüzden bunu da koymak istedim :) Umarım seversiniz hem şiirimi hem de şarkıyı...


RUHUNUN SOKAKLARINDA ÇIKMAZA GİRMİŞKEN KENDİNİ ARARSIN YA HANİ
SOKAĞI DÖNERSİN,
BİR BAKMIŞSIN GÜNEŞ PARILDIYOR, KARŞINDA MASMAVİ BİR DENİZ YÜREĞİNDE UYSALCA DURUYOR.
İÇİNİ ISITIYOR..
NEDİR BU ŞİMDİ?
RUHUNUN YANSIMASI MIDIR KALBİNDEKİ HUZUR?
YOKTUR AYAK İZLERİ…
HANİ DÖNÜP DURUYORDUN,
ÇIKMAZ SOKAKLARDA, LABİRENT GİBİ OLMUŞTU YA..
AVALELER GİBİ..
DEVAMLI YOL KATETTİĞİNİ SANIP,
YİNE BAŞLADIĞIN YERE DÖNÜYORDUN…
ARADIĞINI BULDUĞUNU SANIP,
HER SEFERİNDE YANILIYORDUN YA HANİ
BU BAŞKA BİR YUMUŞAKLIK...
BAŞKA BİR RUH YENİLENMESİ HALİ..
GÜNEŞ SANA GÖZ KIRPTIKÇA,
RUHUNUN ARINDIĞINI HİSSEDERSİN...
MASMAVİ DENİZE KARIŞIP,
DENİZ OLMAK İSTERSİN...
KÖPÜKLER TENİNE DEĞDİKÇE,
PARÇASI OLURSUN BU GÜZEL ANILARA..
BU BAŞKA BİR RUHA KARIŞMA HALİ..
ANLAYAMAZSIN BU DEĞİŞİMİ..
ÖYLE YA, 
HİÇ İPUCU DA VERMEDİ AYAK İZLERİN..
BU BAŞKA BİR AŞK HALİ..
BAŞKA DİNGİN DENİZLERE KARIŞMA HALİ..
AYAK İZLERİMİ TAKİP ET GÖRECEKSİN YÜREĞİMDEKİ MASMAVİ DENİZİ..
AMA SANMA Kİ DEĞİŞECEK, 
OKYANUSLARA KARIŞACAK...
SAF TERTEMİZ, SULAR OLARAK KALACAK, DERİNLEŞEN BU KUMSALDA...
AYAK İZLERİMİ TAKİP ET,
BAKİR BU KUMSALDA..
GÖRÜRSÜN RUHUMUN SAFLIĞINI
RUHUMDAKİ SAF AŞKI..
GECE OLUR DA AYIŞIĞI ÇIKARSA SEVGİLİM
BENİ BULACAKSIN,
DENİZE VURAN AYIŞIĞINDA..
KORKMA, KAYBOLDUM SANMA
GECELERE TAŞIDIM AŞKIMI, AYIŞIĞINA…
AYIŞIĞI AŞIKTIR DENİZE
ONDANDIR TÜM GÜZELLİĞİNİ DENİZE YANSITMASI.
BU BİR BAŞKA BİÇİM DEĞİŞTİRME HALİ..
BAŞKA RUHTA KENDİNİ ARAMA HALİ..
KAYBOLDUM SANMA
BİR BAŞKA YAZ AKŞAMINDA SAKLANICAM YİNE SANA ,
GECELERE,
ACIMI GÖRMESİNLER DİYE..
       

                                                              GÜLYASEMEN KILIÇ

1 Eylül...

Herkese Merhaba,

Aslında bu yazıyı ne zamandır yazmak istiyordum ama araya hep başka konular girdi ertelendi.

Eylül ayını severim,sonbaharı,güz yaprakları..Havanın o güzel tatlı esintisini...Sonbaharda uzun uzun yürüyüşler yapmayı..

Ama benim için eylülün başka bir önemi daha var.Geçen sene 1 Eylül'de yaşadığım kötü bir olay tetikledi bu değişim rüzgarını..Yaşadığım da bana bu kadar güzel değişim yaşatacağını bilemezdim tabii.Ama ''her şer de bir hayır vardır'' derler...Doğruymuş,varmış..

Önce zayıflamaya karar verdim,hem bedenen zayıflamaya başladım hem de beynen fazlalıklarımdan kurtuldum.Geçmişimde ki yüklerimden kurtulmaya başladım,yavaş yavaş.Bazen ben bile kurtulduğumun farkına varmadım.

Ne tuhaf,üzerinden tam bir sene geçmiş...Bir sene...

Bir seneye neler neler sığdırdım bir bilseniz..Kocaman bir çaba,koşturmacalarla geçti,iyi ki de geçti..

Önceden bir senenin hiçbir önemi yok derdim.Ne olacak bir sene sonuçta,insan hayatında ne gibi önemi olabilir derdim,ama tecrübe edindikçe hiçte öyle olmadığını anladım.

Zehirli sarmaşıklarımdan kurtuldum,bana değer vermeyen,beni haketmeyen herkesi hayatımdan çıkarttım.Bundan sonra da buna göre hareket edeceğim, kim olursa olsun..Hayat mottom artık ''az özdür'' . Böyle davrandığım sürece artık çok daha huzurluyum,daha mutluyum,kafam çok rahat..

Galiba ben değiştikçe de Allahım da bana güzel şeyleri ayağıma getiriyor... :)

Artık Eylül benim için daha bir anlamlı ve daha bir özel..Her Eylül ayında bu değişimimi kutlayacağım bir şölen gibi :)

Ve evet hayat sürprizlerle dolu..Yeter ki kalbini tamamen aç sürprizlere,güzelliklere :)

Sevgiyle,huzurla kalın..



Televizyon Şeytan Aleti mi?

Herkese Merhaba,

Televizyonun ilk yurdumuza geldiği zamanlarda şeytan aleti denmiş, eve sokulmamış.Hatta Vizontele filminde bundan da bahsedilir.Peki gerçekten de o zamanın cahil diye etiketlediğimiz insanları doğru mu düşünmüş? Bir bakıma doğru söylemişler bence.

Evet teknolojik gelişmelerin olması gerektiğini sonuna kadar savunuyorum.Ama teknolojik gelişmeler bize yarar sağladığı müddetçe,hayatlarımızı kolaylaştırdığı ölçüde.Değişen dünyaya ayak uydurmamız gerekiyor kesinlikle ve ülkemize gelmesiyle çok faydası da olduğu inkar edilemeyecek bir gerçek ama bizim üretmediğimiz teknolojiyi içselleştiremediğimiz için başımıza bela olmuş bence.Peki nasıl mı?

İnsanlar artık kitap okumak,tiyatroya gitmek yerine televizyonun karşısına geçip kumandayı eline alıp beyinlerini uyuşmasına izin veriyor.Evet geçim sıkıntısının olduğu bir toplumda bir tiyatroya,baleye,konsere gitmek veya bir kitap almak lüks sayılıyor malesef ama ''evlendirme programları,Türk toplumunun ahlakını bozan diziler,ünlülerin özel hayatıyla ilgili yapılan programlar ve benzeri programlarda'' kimse kusura bakmasın ama Türk toplumunun gerçek eğlence anlayışını yansıttığını zannetmiyorum.Sonuçta bizler izlemesek o tarz programları onlarda bundan rant sağlayamayıp önümüze ''alın siz ancak bunu izlersiniz'' der gibi bir hakaretle atamazlar.

Ki farkındamısınız bilmem ama sizlerden daha eğitimsiz insanlar sizin kazandığınız asgari ücretin yüzlerce kat bu işten para kazanıp,onları izlediğiniz için ceplerini daha fazla para doldurmakla kalmayıp hayatınızın en önemli ''zamanlarınızdan'' dan çalınmasına göz yumuyorsunuz.

Ki yapılan araştırmalarda televizyonda geçirilen süre ne kadar fazlaysa beyinde o kadar hasar bırakıyor.Özellikle üç yaşına kadar kesinlikle çocuklara televizyon izletilmemesini beyin gelişimini engellediğini savunan bilimadamları,doktorlar var.Bende aynısını düşünüyorum.Bir çocuk oyun oynamalı,televizyonla oyalanmamalı çizgi film dahi olsa.Zaten belli yaşa geldikten sonra zaten izleyecek,ne kadar geç o kadar iyidir mantığındayım.

Ve benim yaş grubum belli şeyleri ayırt edebilecek yaşta ama ya ergenlikte olan çocuklar.''Paparazzi vb'' gibi programlar izleyerek orada gördüğü güzel,zayıf,zengin kadın imajına özenip kendi hayatlarını da onlara benzetmeye çalışıyor.Kolay yoldan para kazanma yollarını bulmaya çalışıyorlar,öyle fena bir durum ki.

Eskiden her şey daha bir güzeldi sanki,evet yine televizyonda diziler vardı ama Türk toplumunun ahlakını bozacak diziler yoktu.Ailece izlenebilecek programlar vardı.

Evlilik gibi kutsal bir kurumu bile oyuncak haline getirip televizyonlarda ''evlilik programları'' adıyla ayaklar altına alındı.Buna dur demek bizim elimizde.

Farkında olmadan,sezdirmeden sessizce emellerini hayata geçirirken susuyoruz,görmüyoruz.Malesef ömrümüz uyutularak geçiyor ve ülkemize oynanan oyunların farkında bile olamıyoruz.

Eğer bir ülkede sanatsal aktivitelerden daha çok zaman televizyon karşısında geçiyorsa o toplumda ahlaksal olarak bozulmaların olması beklenecek bir durumdur bence.Tabii ben demiyorum ki hergün baleye,tiyatroya gidelim ama bir toplumun gelişebilmesinin yolu sanattan geçiyor,buna da sonuna kadar inanıyorum.

Televizyonları veya cep telefonları üreten ülkeler de metroda bile kitap okunuyor,ee bu işte bir terslik yok mu? Bence yok,olması gereken bir şey.Adamlar ürettiklerini içselleştirdikleri gibi bizim gibi her sene telefon değiştirmiyor mesela.Son model telefon edinmenin bir statü edinmek olmadığına inanıyor ki,olması gereken de bu.Bir insan satın aldıklarıyla statü edinmez,eğer kalıcı bir statü istiyorsa insanlar, karakterlerine yatırım yapmalı diye düşünüyorum :) 

Amacım okuyanlara en azından biraz da olsa farkındalık yaratmak,onlara yaşamlarının en olagelen şeylerine başka pencerelerden bakabilmesini sağlayabilmek.Umarım ülkemde birgün kitaplar konuşulur,daha çok sanatsal aktivitelere gidilir zevkle..

Sevgiyle,huzurla kalın..

26 Eylül 2016 Pazartesi

"Nasıl Zayıfladım" Yazı Dizisi-2

Herkese Merhaba,

Size öneri olsun diye birkaç öğünde hatırlayabildiğim kadarıyla neler yediğimi yazıcam(çünkü şuan sıcaklar olduğu için bu kadar bile yiyemiyorum) isterseniz sizde yiyebilirsiniz.
SABAH: 1-2  parça somon füme
               1 veya 2 haşlanmış yumurta (keyfime göre )
               Yiyebileceğim kadar beyaz peynir
               Çeyrek muz ve 1.5 ceviz
ÖĞLEN: haşlanmış tavuk beyazını küçük parçalar haline getirip üzerine 3-4 kaşık yoğurt biraz pul biber ve nane ekip yiyorum,oh misss  yanına da 3 çorba kaşığı beyaz kinoayı haşlayıp yiyordum.
KİNOA: PROTEİN ZENGİNİ VE TÜM AMİNO ASİTLERİ İÇEREN BİR TAHILDIR.Bulgura benziyor ama ondan çok daha sağlıklısı.Güney Amerika’da yetişiyor.Yüksek tansiyona bile çok iyi geliyor,birçok faydası var.Yağ oranı düşüktür.Amacım un haline getirip bundan kıymalı börek falan yapmak.ARTIK TÜM MARKETLERDE SATILIYOR.
AKŞAM : MUTLAKA protein oluyordu(balık-tavuk-kırmızı et)
                Yanında 3-4 kaşık yoğurt
                 Öğlen kinoa yemediysem kinoa,yediysem bu kadar.
Bazen de ‘’yeşil mercimeği’’ haşlıyorum,yiyebileceğim kadar bir kaseye koyuyorum,üzerine 4-5 parça domates doğrayıp,biraz yağ,sirke,tuz,nar ekşisi döküp yiyorum ki enfes oluyor.Yeşil Mercimekte ki protein oranı kırmızı etteki kadar.
Yani ben kısaca her ana öğünlerimde MUTLAKA PROTEİN YİYORUM ÇOK DA SEVEREK.Ara öğünlerde ise ya meyve veya ceviz-badem-kuru yabanmersini üçlüsü veya 1 bardak ayran veya 1 parça beyaz peynir

Not: CEVİZ YİCEKSENİZ MİKTARINI KAÇIRMAYIN.MALESEF KALORİSİ YÜKSEK.GÜNDE 3 TANE YEMEK EN İYİSİDİR,BENDE ÖYLE YAPIYORUM.YOKSA 100 GRAM CEVİZ YİYEBİLİRİM.
Not: İşin psikolojik kısmı çok önemli..Vermem gereken kilo çok fazla olduğu için moralimi hep yüksek tuttum,hep incecik olduğumu hayal ettim,kendimi zorladım.Çünkü ben hareket etmeyi sevmezdim ama şimdi 2.5 saat spor yapabiliyorum.EN ÖNEMLİSİ KENDİME ‘’ULAŞILABİLİR HEDEFLER’’ KOYDUM (ANNEMİN LAFI :) ) Yani birden 58 kilo olacağım demedim,88 kilo olucağım dedim.Olduktan sonra yeni hedef koyarak bugünlere geldim.

O HEDEFE ULAŞTIĞINIZDA BİR ŞEYLERİ BAŞARMANIN EN ÖNEMLİSİ KENDİME VERDİĞİM SÖZÜ TUTMAMDAN DOLAYI ÇOK DAHA İYİ HİSSETTİM.Ve sonrasında alıştım,inanın ki zorlanmadım.İlk hafta aç kaldım evet ama sonra açlık hissetmedim. BEN MUCİZE YARATMADIM.ASLINDA BU OLAYDA GÖRDÜM Kİ HİÇBİR ŞEY MUCİZE DEĞİLDİR,MUCİZE DEDİĞİMİZ ŞEYLER BİZİM ALGILARIMIZDAN KAYNAKLANAN BİR OLGUDUR SADECE… BEN NASIL 30 KÜSÜR KİLO VERDİYSEM SİZDE VEREBİLİRSİNİZ,ZOR AMA İMKANSIZ DEĞİL..KİLO VEREREK O KADAR HAYATIM DEĞİŞTİ Kİİ…MEĞER KONU SADECE FAZLA KİLO DEĞİLMİŞ.HAYATA BAKIŞIM,ALGILARIM,HUYLARIM DEĞİŞTİ,KABUĞUMU ATTIM YERİNE YENİ GÜLYASEMEN ÇIKTI,ÇOK TA İYİ OLDU.SANKİ ÜZERİMDE ÖLÜ TOPRAK VARDI ÜZERİMDE ATTIM GİTTİ.SİZDE KİLO VERDİĞİNİZDE BENİM KADAR,ANLAYACAKSINIZ NE DEMEK İSTEDİĞİMİ..

BÖREK,GÖZLEME YAPMAK MI? ZAYIFLARKEN? NASIL OLACAK BU?

BİRDE BU YAZACAĞIM ÖZELLİKLE ŞEYMACIM SANA GELSİN ÇÜNKÜ SEN HAMURLU YİYECEKLERİ YAPMAYI,YEMEYİ SEVİYORSUN BİLDİĞİM KADARIYLA.
PAYLAŞIMLARIMI OKUDUYSAN KİNOA TAHILINDAN BAHSETTİM.MİGROSLARDA ONUN  UNUNU DA SATIYORLAR.BEN DE ALIP KENDİME KIYMALI,ETLİ,SEBZELİ BÖREK,GÖZLEME YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUM  EKMEK BİLE YAPILIR KİNOA UNUYLA.EĞER BU TARZ UNLU MAMÜLLERDEN VAZGEÇEMİYORSAN KİNOA UNUYLA YAPMAYI DENE,BAŞTA TABİİ ALIŞIK OLMADIĞIN TAD OLDUĞU İÇİN BEĞENMEYEBİLİRSİN.BENDE ÇOK BEĞENMEMİŞTİM AMA BEN YEDİKÇE SEVDİM BİRDE KİNOAYI PİLAV GİBİ YAPTIĞIMDA(SADECE SU VE TUZ İLE HAŞLADIM,BAZEN İÇİNE YARIM ÇORBA KAŞIĞI YAĞ DA KOYDUM AMA HER YAPTIĞIMDA DEĞİL.) DOMATES SOSU KOYDUM BİRAZCIK AROMA VERSİN DAHA TATLI OLSUN DİYE  BAZEN DE SADE YEDİM.  ARTIK O KISIM YARATICILIĞINA KALMIŞ. BEN KİNOAYI HAŞLAYIP YOĞURT ÇORBASININ İÇİNE KOYUP ÖYLE DE ÇORBA İÇTİĞİM OLDU.. SALATA YAPIP KİNOAYI HAŞLAYIP SALATANIN ÜZERİNE 2 KAŞIK KOYDUĞUMDA OLDU YANİ KİNOA HEM PİLAVIN,HEM MAKARNAN,HEM UNUN OLABİLİR.BİRDE KİNOA 3 RENKTE VAR :BEYAZ,SİYAH,KIRMIZI. BEN SADECE BEYAZINI YEDİM DİĞERLERİNİN TADINI BİLMİYORUM AMA ALIP DENİCEM.
DEMOKRASİLERDE ÇARELER TÜKENMEZMİŞ :)
AFİYET OLSUN HERKESE


ÇOK SIK SEYAHATLERE GİDİYORUZ O ZAMAN NE YİYECEĞİZ?

EĞER SIK SIK ŞEHİRDIŞINA ÇIKMANIZ GEREKİYORSA EVDE YEMEK YAPACAK DURUMUNUZ YOKSA SİZE TAVSİYEM NE KADAR SADE YİYECEK O KADAR İYİ..!
NASIL HER ŞEYİN SADESİ GÜZELDİR ASLINDA YEMEKLERİN DE ÖYLE…
YANİ YEMEĞİ SİZ YAPIYORSANIZ İÇİNE KOYDUĞUNUZ ŞEYLERİ BİLDİĞİNİZDEN SOSLU YEMEKLER YAPIN ELBET YAĞINI DİKKAT EDEREK!!! AMA DIŞARIDA İÇİNE NE KOYDUKLARINI BİLEMEYECEĞİNİZ İÇİN SOSSUZ SADE YEMEKLERE YÖNELİN. MESELA BONFİLE,BALIK YEMEĞİ,TAVUKLU SALATA VS. BEN DIŞARIDA YEMEK ZORUNDAYSAM VE YANIMA YİYECEK ALAMADIYSAM O ZAMAN ET YİYORUM:BONFİLE :) ADANA’YA GİTTİĞİMDE CANIMIN ÇOK İSTEDİĞİ ZAMAN O GÜN İÇİNDE SADECE KAHVALTI EDİP KENDİMİ AKŞAMA SAKLAYIP ( ÇOK DA YORULMUŞTUK ANNEMLE)  2 ADANAYI MİDEYE İNDİRMİŞTİM AMA YANINDA SADECE SALATA YEDİM.EKMEĞİNİ,PİDESİNİ YEMEDİM.VE EVE YÜRÜYEREK DÖNMÜŞTÜM  TABİİ BU OLAY MAYISTA GEÇMİŞTİ BEN ZATEN BAYA KİLO VERMİŞTİM.MESELA BEN LAHMACUNU FAST-FOOD TAN DA SAYMIYORUM.AMA MİKTARINI VE YEME SIKLIĞINI ABARTMAMAK SÜRECE.BEN LAHMACUN CANIM İSTEYİP  2 TANE YEDİĞİM DE OLUYOR AMA AYDA 1 KEZ KENDİMİ BUNUNLA ÖDÜLLENDİRİYORUM.ÇÜNKÜ BEN ANTEPLİYİM VE LAHMACUNU ÇOK SEVİYORUM.
LAFIN KISASI DIŞARIDA NE KADAR SADE YEMEK O KADAR İYİ DEMEKTİR.


UNSUZ,SAĞLIKLI TARİFLER.. DAMAK TADINIZDAN VAZGEÇMENİZE GEREK YOK :)
BUNLARI BİR SİTEDEN BULMUŞTUM SİZLERDE FAYDALANIN İSTEDİM:
MUZLU GLUTENSİZ KEK TARİFİ
Malzemeler
3 yemek kaşığı tereyağ,1/3 su bardağı hindistan cevizi yağı,1 su bardağı kinoa unu,3 adet yumurta,100 gram esmer şeker,2 adet orta boy olgun muz,1 yemek kaşığı vanilya özütü,1/3 su bardağı hindistan cevizi,1 paket kabartma tozu,1/3 su bardağı süt
Püf Noktası:Bütün malzemeler oda sıcaklığında olmalı.Unu ve kabartma tozunu eleyerek eklemelisiniz.Muzlar rahatça ezilecek kadar olgun olmalı.
Nasıl Yapılır? Fırını önceden 165 derecede ısıtın.Tereyağ, hindistancevizi yağı ve şekeri çırpıcıya atın. Krema kıvamına gelene dek çırpın.Yumurtaları teker teker ekleyin ve yine homojen bir görünüme sahip olana kadar çırpın.Vanilyayı ve sütü ekleyin.Muzları bir kapta bir çatal yardımıyla iyice ezin ve karışıma ekleyip çok kısa süre karıştırın.En son elenmiş un kabartma tozu ve hindistan cevizini ekleyip bir spatula yardımıyla alttan üste doğru, unlar gözden kaybolana kadar karıştırın.22×22 lik bir kek kalıbını yağlı kağıtla kaplayıp karışımı içerisine dökün, her yerine eşit miktarda dağılması için kabı sallayın ve kabı tezgaha hafifçe vurun.165 derecede 40 dk pişirin.Servis Önerisi:Üzerine file fındık veya file badem serperek servis edebilirsiniz.


GLUTENSİZ YABAN MERSİNLİ MUFFİN TARİFİ

Malzemeler:4 adet yumurta,1/2 su bardağı kurutulmuş yaban mersini,1 su bardağı rendelenmiş hindistan cevizi,1/2 su bardağı esmer şeker,2 yemek kaşığı tereyağı,1 paket vanilya,1/2 paket kabartma tozu,1/2 çay kaşığı tuz
Üzerinin kaplaması için:1/2 su bardağı toz badem,1/4 su bardağı esmer şeker,1 tatlı kaşığı tarçın
Muffin kalıplarını yağlamak için:1 tatlı kaşığı tereyağı
Pişirme Önerisi:Arzuya göre; tereyağı yerine Hindistan cevizi yağı kullanabilirsiniz.
Nasıl Yapılır? Yumurta ve esmer şekeri geniş bir karıştırma kabında bir mikser yardımıyla şeker eriyene kadar çırpın.Oda sıcaklığında beklettiğiniz tereyağını ekleyin ve karıştırma işlemini sürdürün.Rendelenmiş Hindistan cevizi, vanilya, kabartma tozu ve tuzu ayrı bir kapta harmanlayın.Çırpılmış sıvı ve karıştırdığınız kuru malzemeleri tahta bir spatula yardımıyla birbirine yedirin.Silikon muffin kalıplarını tereyağı ile yağlayın.Hazırladığınız muffin harcını kalıpların yarısına gelecek şekilde paylaştırın. Üzerlerine kurutulmuş yaban mersinlerini serpiştirin.Muffinlerin üzerinin daha gevrek olması ve yaban mersinlerinin ara katta kalması için; toz badem, esmer şeker ve tarçını karıştırın.Hazırladığınız karışımı muffin kalıplarına eşit olarak dağıtın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 25 dakika kadar pişirin. VE BİTTİ :)

KİNOALI ÇİKOLATALI KURABİYE TARİFİ :)

Malzemeler:1 su bardağı kinoa gevreği,1/3 su bardağı öğütülmüş keten tohumu,1/3 su bardağı dövülmüş badem,1 adet muz,3 yemek kaşığı kakao,1 tatlı kaşığı tarçın,2 yemek kaşığı bal
Servisi için:100 gram bitter çikolata (en az yüzde 70 kakao içeren)
Püf Noktası:Tohumdan farklı olarak gevrek bir yapıda olan çıtır kinoa gevreklerini herhangi bir işleme tabii tutmadan kurabiye yapımında kullanabilirsiniz.
Nasıl Yapılır? Fırın tepsisine yağlı kağıt serdikten sonra fırını önceden 170 derecede ısıtın.Muzu püre haline getirdikten sonra bal, tarçın ve kakaoyla karıştırın.Kinoa gevreği, öğütülmüş keten tohumu ve dövülmüş badem kattığınız kurabiye hamurunu hafif yapışkan bir hamur haline gelene kadar karıştırın.Arzu ettiğiniz büyüklükte hazırladığınız kurabiyeleri, aralıklı olarak fırın tepsisine yerleştirin.Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 15-20 dakika, üzerleri ve taban kısımları hafif bir renk alana kadar pişirin.Küçük parçalara ayırdıktan sonra cam bir kaseye aldığınız bitter çikolatayı, kaynamakta olan bir suyun olduğu tencere üzerinde benmari usulü eritin.Fırından alıp ılınmaya bıraktığınız kurabiyelerin taban ya da kenar kısımlarını eritilmiş bitter çikolataya batırdıktan sonra yağlı kağıt üzerinde soğutun. Sevdiklerinizle paylaşın.
Servis Önerisi: Kurabiye karışımına arzu ettiğiniz kuru yemiş parçalarını katabilir, eritilmiş beyaz çikolatayla birlikte de servis edebilirsiniz :)

ALTIN GÜNLERİNİN EFSANE TADI KISIR AMA KİNOALI BU :)

Malzemeler:1 su bardağı kinoa,2 su bardağı su,1 yemek kaşığı domates salçası,1/2 yemek kaşığı biber salçası,2 adet orta boy salatalık,8 adet cherry domates,5 dal maydanoz,2 yemek kaşığı zeytinyağı,1 yemek kaşığı limon,1 yemek kaşığı nar ekşisi,1 çay kaşığı sumak,1/2 çay kaşığı karabiber,2 çay kaşığı deniz tuzu
Nasıl Yapılır? Kinoayı bir kaba alın ve üzerini geçene kadar su ekleyin, biraz bekletin. Su yüzeyine çıkanları ayıklayın.Ardından suyunu süzüp, kinoayı tencereye alın. Üzerine su ekleyin. Ocakta altı kısık şekilde suyunu çekene kadar pişirin.Pişen ve hafif ılıyan kinoayı bir kaba alın. Ardından domates ve biber salçasını ekleyip, homojen bir hal alana kadar karıştırın.Salatalıkları soyup, minik minik doğrayın.Ardından cherry dometesleri de yıkayıp doğrayın ve kabın içine alın.Tuzunu , karabiberini ve sumağını ekledikten sonra ince ince kıyılmış maydanozları ekleyin. Ardından zeytinyağı,limon ve nar ekşisini ilave edin ve karıştırın. Kısırınız hazır. Afiyet olsun.

KİNOALI SEBZELİ KÖFTE TARİFİ

Malzemeler:1 su bardağı kinoa,2 su bardağı sıcak sebze suyu,1 adet yumurta,2 adet haşlanmış küçük boy patates,1 adet küçük boy kabak,1 adet küçük boy havuç,2 dal taze soğan1/4 demet maydanoz,1/4 demet dereotu,1/2 çay kaşığı tuz,1/2 çay kaşığı taze çekilmiş tane karabiber,1/2 çay kaşığı kişniş
Kızartmak için: 3 yemek kaşığı zeytinyağı
Servisi için:1 paket mevsim yeşilliği,1 adet küçük boy nar
Püf Noktası:Kinoa tohumlarını, kendine has acı tadının gitmesi için bol suda yıkadıktan sonra kullanın.
Pişirme Önerisi:Kinoa tohumlarını pişirme işlemi öncesinde bir saat kadar suda bekletin.Haşlanmış patates yerine pirinç unu da kullanabilirsiniz.
Nasıl Yapılır? Bol suda yıkayıp suyunu süzdüğünüz kinoa tohumlarını sıcak sebze suyunda suyunu çekene kadar yaklaşık 15-20 dakika haşlayın.Kabuklarını soyduğunuz havuç ve kabağı, haşlanmış rendenin kalın tarafıyla rendeleyin. Taze soğanları ince ince doğrayın. Dereotu ve maydanozları incecik kıyın.Sebze suyunda haşlanan kinoayı, cam bir karıştırma kabına alın ve soğuması için bir kenarda bekletin.Rendelenmiş havuç, kabak ve haşlanmış patatesi, doğranmış yeşilliklerle karıştırın. Tuz, taze çekilmiş tane karabiber ve kişnişle tatlandırın.Son olarak yumurtayı da kattıktan sonra tüm malzemeyi bir kaşık yardımıyla özleşene kadar karıştırın.Zeytinyağını teflon bir tavada kızdırın. Hazırladığınız kinoalı sebze köftesi harcından bir yemek kaşığı kadar alın ve tavaya bırakın. Üzerine hafif bir şekilde bastırarak, arkalı önlü renk alana kadar kızartın.Kızaran köfteleri, kağıt havlu serili bir servis tabağına alın ve fazla yağını bırakmaları için 2- 3 dakika kadar bekletin.

Huzurla,sevgiyle kalın...

21 Eylül 2016 Çarşamba

Gül Oyalı Çember

Herkese Merhaba,

-Gül Oyalı Çember-

Geçtiğin yollardan geçsem sana rastlar mıyım?
Var mıdır ayak izlerin?
Kokunu bırakmışsındır belki, bir ağacın kızıl dallarına asılı gül oyalı çember misali...
Nefesini unutmuşsundur belki,çıkmaz sokağın birinde...
Ayakkabılarını çıkarıp versen bana,
Baharın son demlerinden kızarmış yapraklarla dolu sokakta,sen olmaz mıyım?

              Gülyasemen Kılıç-21 Eylül 2016

Sevgiyle,huzurla kalın...

Sonsuz Mutluluk

Herkese Merhaba,

-Sonsuz Huzur-

Korkarak gidilen bir yoldur bu..
Bir yanın doyasıya yaşamak ister bu hissi,
Bir yanın korku dolu ceylan misali...
Benden bir ben çıkardın sen,hiç bilmediğim..
Hiç tanışık olmadığım bir his..
Kelimelerin anlamsızlığını on ikiden vuran ok misali...
Benden bir ben çıkardın sen,
Sandıktan çıkan,tozlanmış elmas misali..
Masum elleriyle şekil veriyor aşk bana..
Aşk diyarına bir kere girmeye görsün insan,
Aklını soyar atar bir tarafa...
İkimiz de ceylan misali ürkek..
Sonsuz huzur mu bu?
Gecenin kör anında ruhun nasıl da aydınlık dolu...
Zamanın beşinci boyutudur aşk;
Engel tanımayan,dokunduğu her şeyi çoğaltan,
Masum elleriyle dokunduğu her şeyi güzelleştiren..
Ruhunla şekil veriyorsun bana...
Sonsuz mutluluk,sonsuz huzur mu bu?

                   Gülyasemen Kılıç-21 Eylül 2016

Sevgiyle,huzurla kalın...





"Nasıl Zayıfladım" Yazı Dizisi-1

Arkadaşlar nasıl kilo verdiğimle ilgili çok fazla soru alıyorum ve herkese tek tek anlatmak  takdir edersiniz ki mümkün değil.En iyisi bir kerede her şeyi anlatayım,okumak istediğiniz de en azından blogumda  kalsın,yararlanmak istediğiniz de okuyup,yararlanın..

Öncelikle sabırlı olmak,hırslı olmak,çabalamak,yılmamak bu süreçte en önemli şey…ve gerçekten istemek.Çok şükür ki benim karakterimde var olan şeyler olduğu için gerçekten istediğim zaman kararımı verdim ve zayıflama sürecine eylül ayında başladım.Ben yola 98 kilo ile başladım.Son tartıldığımda 66 kiloydum ama kesin altına düşmüşümdür💪👊Ve hedefim 58 kilo olmak.Boyum 1.73,üst bedende 36 beden giyiyorum,alt bedende ise hala 38,ama pantolon bedenin de 26 oluyor 💪👍 Amacım 36/24-25 beden giymek 💪👊

Maalesef insanlar hap yutayım ve kilolar gitsin istiyor ama dünya da hiçbir şey için bu geçerli değil.Ve hatta bana da soranlar oldu hap mı kullandın diye.Ben hap içerek zayıflayacak mantıksız biri değilim.Hiçbir şey sağlığımdan önemli değil.Zatenn hap içerek zayıflayacak olsam çoktaaan zayıf bir insan olurdum dimi ;) Çabalamadan,yorulmadan,emek vermeden hiçbir şey olamaz öncelikle bunu unutmamak gerek.Ve spor var mı diye soran arkadaşlarım da oldu.SPOR olmadan bırakın 30 küsür kiloyu,on kiloyu bile zaten veremezsiniz,bu mümkün değil.Ben yeri geldiğinde kollarımın ve bacaklarımın acıyarak spor yaptığımı biliyorum.Midemi küçültmek adına yemeyip açlıktan ağlayacak duruma geldiğimi biliyorum.Ama değdi mi fazlasıyla 
Ben  diyetisyene de gitmedim,saçma buluyorum neler yenip neler yenmeyeceğini fazlasıyla biliyoruz zaten.Diyetisyene vereceğim parayı kendime kıyafet aldım zayıfladığımda 
Ben öncelikle midemi küçültmek için 2 gün hiçbir şey yemedim.İki günün sonunda azar azar yediğim şeylerin çeşidini artırarak  30 küsür kiloyu verdim.Başlarda dediğim gibi önceliğim ‘’iştahımı azaltmak ve midemi küçültmek’’ olduğu için günde belki 1 öğün yedim.Eti formun bisküvisini yedim gün içinde.Ama bir süre sonra yemek yeme iştahımda köreldi ve midem de küçüldü.Bu yöntemi nerden aklına geldi diye soranlara : sadece aklımın sesini dinledim o kadar  Ama midemi küçülttükten sonra günde 5-6 öğün beslendim.Az az ama sık sık yedim.Sonrasında neler mi yedim? Sadece doğada var olan yiyecekler yani : hayvansal gıdalar,meyve,sebze,bakliyat o kadar..Neler mi içtim : Sadece su,sade soda,ayran,kahve o kadar..Ve hala fast-food gıdalarını ağzıma koymuyorum,aylardır makarna-pilav tarzı şeyler yemiyorum.Mümkün olduğunca dışarıda yemiyorum.Yersem de sadece protein yiyorum.Paketlenmiş şeyleri yememeye özen gösteriyorum.Hergün 3 ceviz-5 veya 6 badem ve 10-12 adet kuru yaban mersini yiyorum.Hergün yiyemesem de haftada 3-4 kez yemeye çalışıyorum.Mümkün oldukça meyvede şeker olduğu için akşamları tüketmemeye çalışıyorum.O gün dışarıda yediysem ve normal yediğimden daha fazla yediysem meyve yemiyorum öyle dengelemeye çalışıyorum.Yemeklerle birlikte hiçbir şey içmiyorum ya yarım saat önce ya yarım saat sonra..

Şu çok önemli beynimde yemeğin önemi sadece aç kalmamak için.Yani ne yediğimin pek te önemi yok,karnım doysun yeter  mutlu olunca,strese girince,üzülünce yemeğe saldırmıyorum yani..Kafamda yemekle bu duyguların ilişkisini kestim attım.Zaten ben diyet yaptığımı düşünmüyorum.Beslenme şeklimi tamamen değiştirdim,zaten değiştirmezseniz o an için verirsiniz sonradan fazlasıyla hop alırsınız.
Ben  günde yediklerimin yüzde 80 oranını proteine ayırdığım için kilomun çoğunu yağdan verdim hemde şakır şakır  Ekmek yiyormusun diye soranlar var.Hayır öncesinde de ekmek sever bir insan değildim.Şuan da da ekmek tüketmiyorum.Karbonhidratsız olmaz diyenler var tabii ki vücudumuzun onada ihtiyacı var ama cevizden,bademden,sebzelerden,bakliyattan fazlasıyla karbonhidrat aldım ben  Yani bazı yiyecekleri ve içecekleri ömrüm yettiğince hayatımdan çıkardım ben.Hiç gereği de yok,faydası olmayan şeyin sisteme girmesinin mantığı da yok..

👉👉Spora gelirsek: İlk 1-1.5 ay hiç spor yapmadım.Vücudum iyice kendini salsın istedim.Sonrasında beslenme de olduğu gibi yürümeyle başlayan spor maceram kick-box yapacak seviyelere geldi..Size önerim yemek yemeden spor yapın,gereken enerjiyi vücuttan kullansın.Ama sonrasında protein alın ki kaslarınız fazlalaşıp kas yırtılmaları olmasın,kendini onarsın  Kick-box’u şiddetle öneririm,süper bir spor,bayılıyorum,tam benlik  Kollarımla birini öldüremem ama bacak kaslarımla birini yerle bir ederim  Ata binme imkanınız varsa o da hem sırtınızı hemde bacaklarınızı çalıştırır.İmkanınız yoksa bisiklete  binin 💪👊

👉👉BU ARADA  VÜCUDUNDA SARKMA OLDU MU DİYE SORU SORAN ARKADAŞLARIMA YANIT VEREYİM: HAYIR SIFIR SARKMA  BU İŞ YÜZDE 75 BENCE GENETİK  ANNEMİN,ANANEMİN ETİ SIKI OLDUĞU İÇİN BEN SARKMA SORUNU YAŞAMADIM ÇOK ŞÜKÜR.NORMALDE HERGÜN NEMLENDİRİCİ SÜRMEM GEREKİRDİ VÜCUDUMA AMA O KONUDA BİRAZ GENETİĞİME GÜVENEREK 4 GÜNDE 1 KEZ NEMLENDİRİCİ SÜRDÜM VÜCUDUMA. EĞER SARKMA SORUNU YAŞAMAKTAN KORKUYORSANIZ HERGÜN BOLCA NEMLENDİRİCİ SÜRÜN.BİO-OİL YAĞI VAR ONU KULLANABİLİRSİNİZ.VE SPOR YAPMAK SARKMA SORUNU DA ORTADAN KALDIRAN BÜYÜK ETKEN..
AMA ÇOK KİLO VERDİĞİM İÇİN KAN DEĞERLERİMDE DÜŞME YAŞADIM TABİİ VE SAÇLARIMDA DÖKÜLMELER OLDU.BUNU DA VİTAMİN HAPI İÇEREK TEDAVİ ETMEYE ÇALIŞIYORUM.BEN DİREK HAP İSMİ VEREMEYECEĞİM DOĞRU OLMAZ.BİR HASTANEYE GİDİP KAN DEĞERLERİNİZE BAKTIRIN,HANGİ VİTAMİN DÜŞÜKSE ZATEN DOKTORUNUZ BİR HAP ÖNERİR.

👉 👉NASIL İŞTAHIMIZI AZALTICAZ?
BEN BUNUN ÇÖZÜMÜNÜ DENEYEREK SADE ŞEKERSİZ NESCAFEDE BULMUŞTUM.SABAH KALKTIĞIM GİBİ BİR BARDAK İÇERDİM BİR GÜNDE 4-5 BARDAK İÇTİĞİMİ BİLİYORUM VE İŞTAHIMIN DAHA AZALDIĞINI AÇLIK HİSSETMEDİĞİMİ FARKEDERDİM.BİRDE BENCE SADE ŞEKERSİZ NESCAFE VE TÜRK KAHVESİ METABOLİZMAYI HIZLANDIRIYOR.BU YÖNDEN DE FAYDASINI GÖRDÜM.ESKİSİ KADAR NESCAFE İÇMİYORUM CANIM ÇOK İSTERSE GÜNDE 1 FİNCAN.ARTIK GEREĞİ DE YOK,İHTİYACIM KALMADI AMA TÜRK KAHVESİ GÜNDE 2 FİNCAN ŞEKERSİZ TÜRK KAHVESİ İÇMEYE ÖZEN GÖSTERİYORUM 💪👊

18 Eylül 2016 Pazar

En Güzel İntikam Eğitimle Olur...

Herkese merhaba,

Geçtiğimiz günler de bir haber dikkatimi çekti : Fas'lı bir kız,yıllar önce mülteci olarak sığındığı Fransa'ya Eğitim Bakanı olduğuyla ilgili bir haberdi bu.Öyle çok hoşuma gitti ki, sizlerle bunu paylaşmazsam olmazdı.

Kendi sömürge devletlerinden bir kız, acılar yaşayarak büyüyor, okuyor...Kendi hayat yolculuğunda hep ilerliyor,geçmişine takılı kalmadan.Ve büyüdüğünde ise, ülkesine yapılanlara en güzel cevabı veriyor. Ülkesinin intikamını en güzel şekilde almış oluyor...Ne güzel değil mi?

Bizlere eğitimin ne kadar önemli olduğunu hatırlatan canlı bir örnek kesinlikle.

Kaderine ağlamak,sızlanmak yerine yapması gerekeni yapıp okuyor, sabırla oya işler gibi,her öğrendiğini hayatına irmek ata ata başarı basamaklarını çıkıp,en sonunda Fransa Eğitim Bakanı oluyor.Aferin Nejat Vallaud-Belkacem'e.Kendisine hayran kaldım, kendimce çok takdir ettim.

İlerlemek,yerinde saymamak bu kadar önemlidir işte,çünkü insanların hayatlarını baştan başa değiştiren kalıcı bir şeydir.

Kendisini canlı bomba yapıp, Paris'in göbeğinde patlatıp böyle de intikamını alabilirdi,bu da bir intikam şekli, kabul, ama bence bu kadının yaptığı kadar etkili değil.Ancak akıllı biri kendisine zarar vermeyi düşünmez.Yaşadığı kötü olayları lehine çevirmesini bilir.Zekasıyla insanların,devletlerin hakkından gelmesini bilir.

Eğer kendisini canlı bomba yapsaydı, sadece oradaki insanları öldürmekle kalmayıp, kendisini de öldürmüş olacaktı.Ve şuanda anıldığı gibi anılmayacaktı.Yaptığı konuşulacaktı ama adı bilinmeyecekti.Hadi diyelim, birgün bilemedin iki gün adı haberlere çıkacaktı ama iki günün sonunda sadece olay hatırlanacaktı nefretle..Fransa'nın ekmeğine yağ sürmüş olacaktı..

Ben savaşta bilek gücünden daha çok zekanın işe yaradığını düşünürüm.Hayatta bir nevi savaş alanı değil mi zaten. İyi bir savaşcı,önce zekasını faydalı şekilde kullanmasını bilen biridir.

Ki bir insan, nasıl anılmak istediğine kendisinin karar verebileceğini düşünüyorum.Bu bizlerin elinde olan bir şey. Kişi,ne yaparsa,sadece kendisine yapar,bir başkasına değil.

İnsan acılarını kendini geliştirerek unutabilir, yaralarını faydalı işler de bulunarak sarıp sarmalayabilir...

Aristoteles'in de dediği gibi : ''Eğitim,refah anında bir süs,felaket sırasında bir sığınaktır.'' Bence en güzel sığınak...

Umarım insanlar, yapılması gerekenin sadece eğitimden geçtiği bilincine varır, böyle örnekler daha çok çoğalır da, dünya daha yaşanabilir bir yer olur.

Bizler de böylesine güzel örnekleri kumbaramıza atıp, kendi hayatlarımız için bir yol gösterici olarak, gerektiğinde kullanmalıyız.


Sevgiyle,huzurla kalın..

13 Eylül 2016 Salı

Derin Kızıl Bir Mavilik Bu...


Herkese Merhaba,
Aslında tatil bitene kadar yazı yayınlamayacaktım ama bu fotoğrafı çekince,ilham gelip şiir yazınca yayınlayım dedim :) Şiir yazmak böyle bir şey,bir anda dökülür kalbinden,yazmazsan sonsuzluğa karışır..

-Derin Kızıl Bir Mavilik Bu-

Anlat bana sevdanı güneş,özlemlerini anlat
Nereye doğmak için gidiyorsun?
Derin bir huzur vermeye mi gidiyorsun...
Tuttum nefesimi, seni dinlemeye geldim...
Anlat bana, tutku dolu sevdanı; kırmızılığını aldığın...
Bir anlık sessizlik anında geldiğin gibi mi gidiyorsun...
Yüreğini ısıtan sevdanı mı yansıtıyorsun yoksa..
Ne güzel sonsuz bir sevda bu,ne güzel bir his..
Sevdanı yansıtıyorsun sonsuz maviliğe..
Derin kızıl bir mavilik bu...
Anlat bana, yüreğinin derinliklerinden gelen ney misali sesini..
Alabildiğince kızıl, görebildiğince mavi..
Sevebildiğince sonsuz..

Gülyasemen Kılıç-13 Eylül 2016

Sevgiyle,huzurla kalın :)





12 Eylül 2016 Pazartesi

Şeker Tadında Bir Bayram

Herkese Merhaba,

Kurban paylaşabilmek,çok sevdiğin bir şeyden verebilmektir.Çünkü kendimizden verdiğimizde o zaman tam anlamıyla vermiş oluruz.Umarım verebilmenin önemini bilen insanlardan oluruz.

Bir insanın yüzünde ki gülümsemenin sebebi olduğunda, ki bunu yaşamanın mutluluğu öyle güzel ki...Siz de bu mutluluğu almış oluyorsunuz aslında :)

Herkese şeker tadında bir bayram diliyorum.Umarım her günümüz bayram tadında huzurla,mutlulukla geçer.Sevginin,emeğin kıymetini bilebiliriz ve bunun kıymetini bilen insanlarla  kesişir yollarımız..

Bu bayramda ailece ilk kez tatildeyiz :) O yüzden blog yazılarına biraz ara,beni mazur görün olur mu? Tatilden döndüğümde yazılarımı yayınlamaya devam edeceğim :)

O zamana kadar huzurla,mutlulukla kalın..Ömrünüz güzellikler içinde geçsin..

9 Eylül 2016 Cuma

Yana Yana..

Herkese Merhaba,
Bugün yeni yazdığım şiirimle sizleri başbaşa bırakmak istiyorum :)

-Yana Yana-

Sen bana ışık misali.
Aydınlat benliğimi ki, ısıtsın yüreğim yüreğini..
Hislerinin etrafında pervane gibi dolaşırım,yana yana..
Ulaşılmazlığın en güzel yerindesin artık sen.
Derin sularda yüzmek gibidir,seni sevmek..
Al beni,götür kendi diyarına..
Engel olamazsın hislerinin fısıldaşmalarına..
Buna ne engel olabilir ki?
Ruhum artık avuçlarında..
Kalbimde dolaştır ellerini..
Başa çıkamazsın yasaklı hislerine,
Dört bir yanını sararken..
Bu aşk ateşini ne söndürebilir?
Gözlerimi kamaştıran ışıksın sen..
Başa çıkılacak gibi değil bununla,
Dudakların kalbimi öperken,şefkatle..
Engel olunacak gibi değil,
Ruhumla dans ederken..
Kalbinin etrafında dolaşırım,pervane gibi,yana yana..
Duymazlıktan gelemezsin,
Hislerinin fısıldaşmalarına..
Götür kendi ulaşılmazlığına,sonsuzluğuna..


                     09 Eylül 2016-Gülyasemen Kılıç

Sevgiyle,huzurla kalın..

8 Eylül 2016 Perşembe

Bizimki İlk Görüşte Aşk Değil,Görücü Usülü Evlilik...

Herkese Merhaba,

Yazımın başlığını okuduğunuz da evleniyor mu diyeceksiniz? Beni daha iyi tanıyanlar bunun altında başka bir şey var diyecektir :) Tabii ki evlenmiyorum,yazımın devamını okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.

İnsanın hayatında keskin virajlar, dönmek istemediği dönemeçler, gitmek istemediği yollar vardır... Zorunlu vazgeçişler vardır.

Benim hayatımda da bu dediklerim meslek seçimiyle karşıma çıktı.İlkokulda ki resim hocam(kulakları çınlasın,galiba adı Yeşim'di yanlış hatırlamıyorsam eğer ) sayesinde mimarlığa ilgim olduğunu ve yeteneğim olduğunu orta ikinci sınıfta farkettim. Çok kısa sürede aşk derecesinde sevdim mimarlığı. Hatta gazetede reklam olarak verilen sitelerdeki evleri çizerdim, kendimden bir şeyler katarak. Sonrasında onlardan bağımsız çizdim.

Şimdi düşünüyorum da mutlu bir aile ortamı göremediğim için belki de, bir evi çok daha fazla yaşanabilir,konforlu bir yuva haline getirmek, içinde çocukların aynı zaman da eğlenebileceği evler yapmak ve ''bir şeyler tasarlamak'' beni baştan çıkartıyordu.. Kendim nasıl bir evde oturmak isterim düşüncesi başlangıç noktam olup kendimce evler çizerdim. İnsanlara daha konforlu,rahat,sanat değeri taşıyan yaşam alanları çizmenin tadı bence paha biçilemez.

Ve bunu derken kendimle  gurur duyuyorum, ilk yerin altından alışveriş merkezine gitme fikri benden çıkmış olabilir,öyle bile değilse 13 yaşında bir çocuğun kendisinin böyle bir şey düşünmesi önemli bence,ama tescil ettiremem o ayrı konu :))

Ve ne yazık ki sırf mimarlık okuyabilmek için lise1 de sınıfta kalmayı göze almış biri olarak mimarlık okuyamadım,hayat beni uluslararası ticaretin kapısına götürdü ve orada bıraktı, bir nevi şimdi çarene bak der gibi... Bu durum bende yaşadığım bazı olayların da birikimiyle öfke ve isyan oluşturdu.

Ama sonra ne mi oldu? Ben istemeden seçtiğim bölüm de kendimden bir şeyler bulmak için çabaladım ve çok sevdim. Evet yazının başlığında dediğim gibi ilk görüşte aşk değildi bizim ilişkimiz,görücü usülü evlilik gibiydi ama olsun..

Elimdekilerle yetinmeyi,onlar da kendimi bularak sevmeyi öğrendim.Şu an çok mutluyum gerçekten.

Düşünüyorum bazen, şu an mimarlıktan mezun olan Gülyasemen nasıl biri olurdu diye. Eminim İstanbul Teknik'ten okul birincisi olarak mezun olurdum buna adım kadar eminim. Ama beni olgunlaştırmazdı. Belki beni şuan olduğum Gülyasemen yapmazdı.

Çünkü inanıyorum ki acılar, yapmak isteyip te yapılamayanlar, yaşamak isteyipte yaşanamayanlar insanları olgunlaştırır.

Ben ''keşke'' dememeyi öğrendim, siz de hayatınızda olamayan şeyler için ''keşke'' kelimesini kullanmayın. Çünkü bizler resmin sadece bir parçasına bakarak yorumlarda bulunabiliyoruz. Ama resmin tamamını görmeden o resim hakkında yorum yapmak açıkçası bana artık mantıklı gelmiyor. Evet mimar olsam mutlu olurdum hemde çok ama şuanda da bulunduğum yerden de çok mutluyum ve artı olgunlaştım.''Körün istediği bir göz,Allah verdi iki göz'' gibi bir durum :) Bunu okuyanlar bana polyanna diyecektir belki ama bu duruma kolay gelmedim, senelerimi aldı bu düşünce yapısına erişebilmek. Hayattaki amacım mutlu olmaksa polyanna da olurum, ne olacak yani, değil mi :)

Evet mimarlık hala içimde bir ukte, bir yara.. Ve o , ben yaşadığım müddetçe orada kalacağını da biliyorum. Hala da ilgi alanım, mimarlık denilince bile kanım hızlı akıyor, heyecanlanıyorum, hele de karşımda bir mimar varsa görün beni, o kişiye nasıl imrenerek baktığımı..

Bilirim herkesin kalbinde gizli bir sandığı vardır, kimseye göstermek istemeyeceği, hatta kendisinin bile bakmaktan haz almayacağı.. Bende bu konuyu o gizli sandığıma özenle koydum ve kitledim. Artık sadece ileriye bakıyorum.

Sizde benim yaptığım gibi yapın. Gerçekten kafa yapınız değişince sizle birlikte her şey değişiyor, dünya değişiyor... Bu dediğime inanın, çünkü ben de önceden farklıydım, değiştim, sivri köşelerimi yonttum. Hala da bunun için çabalıyorum.

Halbuki değişen sadece sizsiniz, insanlar, olaylar değil.

Ama belki de dünya sadece sizden ibarettir.Bu yüzden de siz değişince dünya da değişiyordur,ne dersiniz? Bu konu üzerinde düşünmeye değmez mi?

Bu arada çizimlerimi görmek isteyen olursa söyleyebilir, ben de zevkle bloguma koyarım.

Sevgiyle,huzurla kalın..

Hamiş: Buradan gerçekten mimarlığı sanatın bir dalı olduğunun bilincinde olarak mezun olan ve kendime mimarlıkta idol aldığım, dünyanın en iyi mimarı olduğunu düşündüğüm Zaha Hadid'e sevgilerimi gönderiyorum. Zaha Hadid malesef artık hayatta değil,ama bir yerlerde bu yazımı okuyup gülümsediğini ve orada da bir şeyler tasarladığını hayal ediyorum :) Ve hayatta tek kıskandığım insanın da  Zaha Hadid olduğunu açıklamak istiyorum :)



7 Eylül 2016 Çarşamba

Kadim Anılar

Herkese Merhaba,
3 sene önce kapattığımı sandığım şiir yazma defterini yeniden açmaya karar verdim :) Bugün lafı çok uzatmadan en son yazdığım şiirle sizleri başbaşa bırakıyorum.

-Kadim Anılar-

Yüreğinden süzülür,derinden,yumuşakça,değmeden hiç bir yerine.
Demlenir anılar sabırla...
Ne dokunabilirsin,ne de bırakabilirsin.
Bir çocuğun gülümsemesi misali,dönüşür kadim anılara..
Süzülür yüreğinden,sonsuzlukta kaybolan yıldız misali..
Teemmül edersin günün en kör anında..
Dalarsın tevekküre,bir karış suda.
Kaybolacağını bile bile..
Süzülür yüreğinden,yumuşakça,damla damla gözlerinin menevişli haline..
Zamanın en kör anında ihsas eder kadim anıların...
Değmeden hiç bir yerine...

                         Gülyasemen Kılıç/07 Eylül 2016

6 Eylül 2016 Salı

Kendinize İnanmaktan Asla Vazgeçmeyin..

Herkese Merhaba,

Şiir yazmayı bıraktığımı söylemiştim sizlere ama şiirlerimi okuyan herkes şiir yazmaya devam etmem gerektiğini söyledi durdu,hala da söyleyen çok insan var,sağolsunlar.Peki sizler herzaman çok güzel şiir yazdığımı mı sanıyorsunuz? Eğer öyleyse yanılıyorsunuz.

Gelin sizlerle zamanda yolculuk yapıp bir anımı göstereyim öyleyse.Şiir yazmaya ilk başladığım zamanlarda tam hatırlamıyorum ama yıl 2003 veya 2004'tü.Ben de haftasonları babama gidiyordum.O zamanlarda yazdıklarımı o kadar çok beğeniyordum ki pür neşe ve heyecanla yazdığım şiirlerimi babama okuttum.Hepsini sessizce okudu ve bana ''Şimdi sen bunlara şiir mi diyorsun,şiir yazdığını mı sanıyorsun." diyerek hiç beğenmediğini ifade etti.Bu cümleyi duyduğumda ne kadar kırıldığımı,gururumun incindiğini bilmem anlatmama gerek var mı.Karşısında küçüldüm,ufacık oldum ve ''şiir değil mi'' dedim sadece.Kendimi babama o kadar beğendirme hissiyle dopdoluydum ki o yaşlarda..

Eğer babamın söylediği zamanda ki duygularıma yenik düşseydim şiir yazmayı bırakır,küserdim adeta.Ama ben ne yaptım şiir yazmaya devam ettim 2013 yıla kadar..Ama çok ta gururlu biriyindir,2006 yılında okuyan herkesin beğendiği şiirlerimi dahi okutmadım,hatta onun yanında şiir yazdığımı dahi söylemedim.Yani babam benim en güzel şiirlerimi okuyamadı hiçbir zaman...

Ama bana sertçe şiirlerimi beğenmediğini söyleyip gururumu kıran kişi,babam 2004'te sınıfta kalma kararıma destek veren de sadece oydu.Şimdi nasıl yani diyeceksiniz,o yıllarda yaz okuluna gidip dersleri verip bir üst sınıfa geçebiliyordunuz.Ama gitsem bile sayısala gidemezdim.Ve bu kararıma en sert yanıt bir tanıdığımız olan matematik öğretmeninden geldi : ''1 sene değil 10 sene de lise-1 de okusan o sınıfı geçemezsin'' dedi.Kırıldım çok ama bundan daha fazla hırslandırdı beni kendisi bunu istemememiş de olsa.Ve ben o sene o kadar başarılı oldum ki burslu olarak dershaneye yazıldım,hocalarım beni iftiharla parmakla gösterirdi,bir sınıfa gidip matematik dersi anlattığımı bile hatırlıyorum hoca gelmediği için.Ki Habire Yahşi Lisesinden mezun olanlar bilir bizim okul fazlasıyla disiplinliydi.Sınıfta kalan kişilere bir şekilde önüne taş koyup okul başarısını düşürmesinler diye okuldan gitmesini sağlarlardı.Üniversite başvuru kağıdını almaya gittiğimde yıllar sonra o zamanki müdür yardımcım ''ne senden önce ne de senden sonra sınıfta kalıp ta o kadar başarılı bir öğrenci daha gelmedi bu okula'' demişti bana,çok severdi beni,sağolsun kulakları çınlasın ben de onu çok severdim.

Burada amacım kendimi övmek değil,kesinlikle.Zaten öyle olsa beni tanıyan herkes bunları biliyor olurdu.

Bunu yazmamın sebebi bambaşka.Kendinize inanın sonuna kadar..Sonsuza kadar..Size kim ne derse desin,ne kadar gururunuzu kıracak sözler de söyleseler içinizdeki cevheri farkedin herkesten önce ve hakkınızı koruyun.Bir nevi zırh örün etrafınıza ''kendinizi her şeyinizle koruyun'' ... Ve kimsenin sizi beğenmemesine ve hatta beğenmesine aldırış etmeyin,yapmak istediklerinizi sadece siz kendiniz için yapın.Ben herzaman kulaklarımı tıkadım ve burnumun dikine gittim.Evet bazen battım ama yine kendim çıktım kimsenin yardımı olmadan.Bazı zamanlar da insanları dinlemekte gerekiyor olabilir ama ben birinin bir şey dediğinde yapacak karakterde biri değilim.

Asolan sizsiniz bunu asla unutmayın,sizin kendinizden memnun olmanız..Gerisi sadece yanılsamalardan ibaret..Şunu da unutmayın,sizi ''sizden'' daha iyi tanıyacak bu dünyada kimse yok..Sizi herkesten daha iyi tanıyan birine haksızlık etmeyin ve içsesinize güvenin..


Sevgiyle,huzurla kalın...

Hamiş: Yıllar sonra babamın beğenmediği şiirlerimi okudum ve açıkçası hiç beğenmedim yoketmek istedim.Ama kişisel gelişimimi görebilmek adına yoketmedim.Neymiş,adam haklıymış,onlara şiir denmezmiş :) Ama kişisel gelişim sürecimi görme fırsatını da kaçırmış :)




1 Eylül 2016 Perşembe

Sonsuz Özgürlük

Herkese Merhaba,
Sebepsizce üşendiğiniz ne varsa,size yapması ne zor geliyorsa yapın;öğrenmek mi zor geliyor öğrenin o halde,gitmek mi zor geliyor gidin o halde,gezmek mi zor geliyor gezin,birine bağlanmak sevmek zor geliyorsa bu duyguyu doyasıya yaşayın...Korkularınızın esiri olmayın...Çünkü tüm bu yapılamayanları yapmak sizi özgürleştirir,prangalarınızdan kurtulun..

Huzurla,sevgiyle kalın...