29 Eylül 2016 Perşembe

Televizyon Şeytan Aleti mi?

Herkese Merhaba,

Televizyonun ilk yurdumuza geldiği zamanlarda şeytan aleti denmiş, eve sokulmamış.Hatta Vizontele filminde bundan da bahsedilir.Peki gerçekten de o zamanın cahil diye etiketlediğimiz insanları doğru mu düşünmüş? Bir bakıma doğru söylemişler bence.

Evet teknolojik gelişmelerin olması gerektiğini sonuna kadar savunuyorum.Ama teknolojik gelişmeler bize yarar sağladığı müddetçe,hayatlarımızı kolaylaştırdığı ölçüde.Değişen dünyaya ayak uydurmamız gerekiyor kesinlikle ve ülkemize gelmesiyle çok faydası da olduğu inkar edilemeyecek bir gerçek ama bizim üretmediğimiz teknolojiyi içselleştiremediğimiz için başımıza bela olmuş bence.Peki nasıl mı?

İnsanlar artık kitap okumak,tiyatroya gitmek yerine televizyonun karşısına geçip kumandayı eline alıp beyinlerini uyuşmasına izin veriyor.Evet geçim sıkıntısının olduğu bir toplumda bir tiyatroya,baleye,konsere gitmek veya bir kitap almak lüks sayılıyor malesef ama ''evlendirme programları,Türk toplumunun ahlakını bozan diziler,ünlülerin özel hayatıyla ilgili yapılan programlar ve benzeri programlarda'' kimse kusura bakmasın ama Türk toplumunun gerçek eğlence anlayışını yansıttığını zannetmiyorum.Sonuçta bizler izlemesek o tarz programları onlarda bundan rant sağlayamayıp önümüze ''alın siz ancak bunu izlersiniz'' der gibi bir hakaretle atamazlar.

Ki farkındamısınız bilmem ama sizlerden daha eğitimsiz insanlar sizin kazandığınız asgari ücretin yüzlerce kat bu işten para kazanıp,onları izlediğiniz için ceplerini daha fazla para doldurmakla kalmayıp hayatınızın en önemli ''zamanlarınızdan'' dan çalınmasına göz yumuyorsunuz.

Ki yapılan araştırmalarda televizyonda geçirilen süre ne kadar fazlaysa beyinde o kadar hasar bırakıyor.Özellikle üç yaşına kadar kesinlikle çocuklara televizyon izletilmemesini beyin gelişimini engellediğini savunan bilimadamları,doktorlar var.Bende aynısını düşünüyorum.Bir çocuk oyun oynamalı,televizyonla oyalanmamalı çizgi film dahi olsa.Zaten belli yaşa geldikten sonra zaten izleyecek,ne kadar geç o kadar iyidir mantığındayım.

Ve benim yaş grubum belli şeyleri ayırt edebilecek yaşta ama ya ergenlikte olan çocuklar.''Paparazzi vb'' gibi programlar izleyerek orada gördüğü güzel,zayıf,zengin kadın imajına özenip kendi hayatlarını da onlara benzetmeye çalışıyor.Kolay yoldan para kazanma yollarını bulmaya çalışıyorlar,öyle fena bir durum ki.

Eskiden her şey daha bir güzeldi sanki,evet yine televizyonda diziler vardı ama Türk toplumunun ahlakını bozacak diziler yoktu.Ailece izlenebilecek programlar vardı.

Evlilik gibi kutsal bir kurumu bile oyuncak haline getirip televizyonlarda ''evlilik programları'' adıyla ayaklar altına alındı.Buna dur demek bizim elimizde.

Farkında olmadan,sezdirmeden sessizce emellerini hayata geçirirken susuyoruz,görmüyoruz.Malesef ömrümüz uyutularak geçiyor ve ülkemize oynanan oyunların farkında bile olamıyoruz.

Eğer bir ülkede sanatsal aktivitelerden daha çok zaman televizyon karşısında geçiyorsa o toplumda ahlaksal olarak bozulmaların olması beklenecek bir durumdur bence.Tabii ben demiyorum ki hergün baleye,tiyatroya gidelim ama bir toplumun gelişebilmesinin yolu sanattan geçiyor,buna da sonuna kadar inanıyorum.

Televizyonları veya cep telefonları üreten ülkeler de metroda bile kitap okunuyor,ee bu işte bir terslik yok mu? Bence yok,olması gereken bir şey.Adamlar ürettiklerini içselleştirdikleri gibi bizim gibi her sene telefon değiştirmiyor mesela.Son model telefon edinmenin bir statü edinmek olmadığına inanıyor ki,olması gereken de bu.Bir insan satın aldıklarıyla statü edinmez,eğer kalıcı bir statü istiyorsa insanlar, karakterlerine yatırım yapmalı diye düşünüyorum :) 

Amacım okuyanlara en azından biraz da olsa farkındalık yaratmak,onlara yaşamlarının en olagelen şeylerine başka pencerelerden bakabilmesini sağlayabilmek.Umarım ülkemde birgün kitaplar konuşulur,daha çok sanatsal aktivitelere gidilir zevkle..

Sevgiyle,huzurla kalın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder